SENET, BONO İCRA TAKIPLERİNDE %0.3 KOMİSYON ALINIR MI? (TTK.nun 690. maddesi yoluyla uygulanması gerekli aynı Kanunun 637. maddesinin son fıkrasına göre, %03 komisyon istenebileceği)
T.C.
YARGITAY
HUKUK DAİRESİ 12

Esas No.
1989/3051
Karar No.
1989/12243
Tarihi
16.10.1989

3095-KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN/2.3
6762-TÜRK TİCARET KANUNU ( TTK )/637/690
www.neohukuk.net
TEMERRÜT FAİZİ
TİCARİ İŞLERDE TEMERRÜT FAİZİ
REESKONT FAİZ ORANI
TİCARİ İŞLER

ÖZET
TİCARİ İŞLERDE TEMERRÜT FAİZİ, MERKEZ BANKASI'NIN KISA VADELİ KREDİLERİ İÇİN ÖNGÖRDÜĞÜ REESKONT FAİZİ ORANINA GÖRE İSTENEBİLİR.

DAVA : Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 13.3.1989 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR :TTK.nun 690. maddesi yoluyla uygulanması gerekli aynı Kanunun 637. maddesinin son fıkrasına göre, %03 komisyon istenebileceği düşünülmeden 3095 sayılı Kanuni Faiz ve
 
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No.
2000/12-706
Karar No.
2000/181
Tarihi
22.03.2000

2004-İCRA VE İFLAS KANUNU ( İİK )/16

TEMERRÜT TARİHİ
KEFİLİN SORUMLULUĞU
FAİZ BAŞLANGICI
REESKONT FAİZİ
BONONUN KEŞİDECİYE İBRAZI
BONO ÜZERİNDE VADE BULUNMAMASI
BONO BEDELİNİN NOTERE TEVDİİ

ÖZET
TAKİP ALACAKLISI, BONO LEHTARI OLUP, KEŞİDECİ VE KEFİL TAKİP EDİLDİĞİNDEN 15.2.1997 VADE TARİHİNDEN İTİBAREN TTK.NUN 637/11 MADDESİ GEREĞİ VE HUKUK GENEL KURULUNUN 26.4.1995 GÜN VE 1995/171-413 SAYILI KARARI DOĞRULTUSUNDA 3095 SAYILI KANUNUN 2/3 MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN REESKONT FAİZİNİ TALEP ETMESİNDE YASAYA UYMAYAN BİR YÖN YOKTUR.

DAVA: Taraflar arasındaki "şikayet" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. İcra Hakimliğince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.11.1998 gün ve 1998/562, 1998/650 sayılı kararın incelenmesi davalı- alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2.03.1999 gün ve 1999/1920-2412 sayılı ilamı ile; ( ...Alacaklı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değilse de, alacaklı C.L. vekili tarafından diğer borçlular yanında itiraz eden O.B. ( aval veren ) hakkında da 350.000.000 liralık asıl alacağın işlemiş faizi ve komisyon ücreti ile birlikte tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine geçilmiştir. Ortağa yapılan tebligatın geçersizliği sebebiyle 7201 Sayılı Yasanın 32. Maddesi gereğince itirazın süresinde olduğuna yönelik merci gerekçesi doğrudur. Borçlu vekili itiraz dilekçesinde işlemiş faizin ve komisyon ücretinin kendilerinden talep edilemeyeceğini ileri sürmüş, mercice faize yönelik itiraz, borçlunun temerrüde düşülmediğinden bahisle kabul edilmiştir. TTK. 690. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 637/2. maddesi gereğince, alacaklı vade tarihinden itibaren faiz isteyebilir. HGK.nun 26.4.1995 gün ve 1995/171-413 sayılı kararında ise vade tarihinden itibaren istenecek faizin 3095 sayılı Yasanın 2/3 maddesinde öngörülen reeskont faiz oranına göre hesaplanacağı vurgulanmıştır. Ayrıca 11.12.1957 tarih ve 17/29 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre de ( ... takip tutanağında vade tarihinden itibaren faiz isteğinde bulunulursa, B.K. 101. maddesi gereğince borcun ifa edileceği gün birlikte tayin edilmiş olacağından, vadesinde borcunu ödemeyen borçlu mütemerrit sayılacağı cihetle, faizin vade tarihinden itibaren hesap edilmesi... ) gerekecektir. O halde borçlunun takibin şekli ve dayanak belgenin niteliği itibariyle işlemiş temerrüt faizinden sorumlu olması için ayrıca temerrüde düşürülmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, borçlunun faize itirazının da reddi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı-Alacaklı vekili
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR: TTK.nun 690. maddesi poliçelere ilişkin yasa maddelerinin, bonolarda da uygulanması gerektiği hallerde ilgili maddelere yollama yaptığı açıktır. O nedenle TTK.nun 690. maddesi göndermesi ile bonolarda da uygulanması gereken TTK.nun 592. Maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Bu tür bono düzenlenirken veya tamamen doldurulmamış bir bono tedavüle çıkarken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile isbat olunmadığı sürece bono üzerinde yazılı olan rakam yazı, tanzim ve vade tarihi gerçekliğini ve varlığını korur. Bu nedenledir ki senet üzerinde yazılı olan vade tarihinin gerçeği yansıtmadığı iddiası mercide dinlenemez. Somut olayda 28.12.1996 tanzim ve 15.2.1997 vade tarihli bononun taşıdığı tarihlerin aksine bir vade ve tanzim tarihinin olduğu iddiası açıklanan biçimde kanıtlanmadığından yerinde değildir.
Hamil, muayyen bir günde ödenmesi gereken poliçeyi ( bonoyu ) bu tarihi takip eden iki iş günü içinde ibraz edebilir. ( Prof. Dr. Fırat Öztan Kıy.Ev.Huk. S.674 ) Gerçekten TTK.nun 615/4 maddesi gereği bononun vadesi muayyen bir gün olarak tesbit olunması halinde, bonoyu tanzim eden keşideci borçlu ödeme zamanında senedin kimin elinde olduğunu bilemeyeceğinden senet hamili TTK.nun 620. maddesi gereği ödenmek üzere bonoyu keşideciye ibraza mecburdur.
.
T.C.
YARGITAY
HUKUK DAİRESİ 11

Esas No.
1991/5504
Karar No.
1991/6907
Tarihi
27.12.1991

3095-KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN/3
6762-TÜRK TİCARET KANUNU ( TTK )/1461/637/722

BONO
KIYMETLİ EVRAK
TARİF
BONO ÇEK
KAMBİYO SENEDİ
REESKONT FAİZ ORANLARI

ÖZET
KANUN KOYUCU TTK.M.637. VE 722.MADDELERİYLE SADECE KAMBİYO SENETLERİNDE UYGULANMAK ÜZERE ÖZEL FAİZ ORANLARI ÖNGÖRDÜĞÜNDEN VE DİĞER GİDERLERİ TESPİT ETMİŞ OLMASINDAN SÖZ KONUSU ALACAKLARDA 3095 SAYILI YASADA ÖNGÖRÜLEN REESKONT FAİZ ORANI UYGULANMAZ.

DAVA: ... Bankası A.Ş. ile E. arasındaki davadan dolayı, İstanbul Asliye Dördüncü Ticaret Mahkemesi`nce verilen 18.7.1989 gün ve 88/241-729 sayılı hükmü onayan Dairenin 7.3.1991 gün ve 89/9423-1574 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili, davalının borçlusu olduğu 794.200 liralık bononun icra takibine konulması üzerine davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek faiziyle birlikte oluşan 2.029.521 lira alacağın % 52 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının alacağının bonodan kaynaklanması nedeniyle % 30 oranında temerrüt faizi isteyebileceği düşüncesiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmesi ve kararın Dairemizce onanması üzerine davacı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
TTK.`nun 690. maddesi yollaması ile aynı Yasanın 637. maddesi hükmü uyarınca emre muharrer senetlerde vadenin gelmesinden itibaren işleyecek % 10 oranında faizin, protesto, ihbar masrafları ile senet bedelinin % 03`ünü aşmamak üzere komisyon ücretinin hamil tarafından müracaat yolu ile istenebileceği, özel ve ayrık bir düzenleme olarak getirilmiş bulunmaktadır. Sonradan 3095 sayılı Yasa`nın yürürlüğe girmesi ile birlikte % 10 oranındaki temerrüt faiz oranı % 30`a yükseltilmiş bulunmaktadır. Esasen 3095 sayılı Yasa`nın kabulünden önce de yürürlükte bulunan TTK.`nun 1461. maddesi hükmüne rağmen TTK.`nun 637. ve 722. maddeleri ile sadece kambiyo senetlerinde uygulanmak üzere özel faiz oranı ile diğer giderlerin tespit edilmiş olması kanun koyucunun amacının, kambiyo senedine bağlanan ilişkilerde bu özel faiz oranlarının ve eklentilerinin uygulanması olduğu sonucunu doğurmaktadır.
Öte yandan, TTK.`nun 637/2. fıkrasında müracaat hakkının vadeden önce kullanılması halinde senet bedelinden resmi iskonto haddi üzerinden indirim yapılmasını öngörmüş bulunmaktadır. Anılan maddede vadeden önce ödeme halinde resmi iskonto faiz oranı dikkate alındığı halde, vadeden sonra sadece belli oranda gecikme faizi istenebileceğinin hükme bağlanmış olması da yasa koyucunun bu konuda özel bir düzenleme getirme amacında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Aksi halde, kendisine vadede senet ibraz edilmeyen diğer müracaat borçluları temerrütde hiçbir eylemleri olmadığı halde, bunun sonuçlarına katlanmaları gibi adil olmayan bir müeyyideye tabi tutulmuş olacaklardır.