2942 SAYILI KANUN GEÇİCİ MADDE 6 KAMULAŞTIRMASIZ ELATMA ( 09.10.1956 Tarihi İle 04.11.1983 Tarihi Arasındaki Elatmalar İçin Elatmanın Önlenmesi Davası Açılamayacağı - Sadece Tazminat Davası Açılabileceği )
YARGITAY
5.Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/967                 www.neohukuk.net
KARAR NO : 2011/5754
MAHKEMESİ : Pendik …
TARİHİ : 20/10/2005
NUMARASI : 2004/ … - 2005/…
DAVACI : …
DAVALI : …
KARAR
Dava, Kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu ... sayılı taşınmaza 1975 yılında, ... parsel sayılı taşınmaza 1980 yılında el atıldığı anlaşılmaktadır.
30.06.2010 günü yürürlüğe giren 5999 sayılı yasa uyarınca tarafların uzlaşması esas ise de taraflar arasında uzlaşmanın söz konusu olmayacağı davacı vekilince sunulan dilekçe ile anlaşıldığından işin esasının incelenmesinde :
...bedelinin davalı idareden tahsiline ve ayrıca el atılan taşınmazların, davacı üzerindeki tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazı yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA , aşağıdaki yazılı kalan onama harcının alınmasına, 31.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

.

T.C.

YARGITAY

5. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2006/5700

KARAR NO : 2010/12947 Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ : ..... Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 09/03/2006

NUMARASI : 2005/46-2006/42

DAVACI :

DAVALI :

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

- K A R A R –

Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza 1980 yılında el atıldığı anlaşılmaktadır.

30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. madde ile;

“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir.” hükmü getirilmiş olduğundan, bu düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre;

Karar verilmek üzere hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 05.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17128
KARAR NO : 2011/5077

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın …. Belediye Başkanlığı yönünden reddine, diğer davalı … Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlatıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı …. Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın reddine, davalı … Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırılması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğru olduğu gibi dava konusu taşınmazın 01.05.1995 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamında, “park, yol, ve 2 katlı bağ ve sayfiye evleri alanında” kaldığı taşınmazın asfalt, yol ve kaldırım olarak el atılan ve ana arter niteliğinde niteliğindeki … caddesi üzerinde kalan bölümü ile el atılmayan ancak imar planında ana arter olan kısım bedelinin ….. Büyükşehir Belediye Başkanlığından tahsiline karar verilmesi ve konut alanında kalan ve el atılmayan kısmın bedeline hükmedilmemesi doğrudur. Ancak;
1. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşan parseller olup olmadığı araştırılmadan, emsal taşınmazın imar parseli, dava konusu taşınmazın ise kadastro parseli olduğu kabul edilerek, eksik inceleme ile emsal karşılaştırılması sonucu belirlenen bedelden düzenleme ortaklık payının indirilmesi,
2. …… Belediyesi sorumluluğunda olan ve Fen Bilirkişisi ……..’ın ….. tarihli kroki raporunda (D) harfi ile gösterilen ve imar planında 25 metrelik yol olan, (F) harfi ile gösterilen ve imar planında park olan kısımlara el atılmadığı anlaşılmış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun benzer konudaki 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetilerek imar planında yol ve park alanı gibi kamu hizmetine ayrılmış bulunan yerlere el atılmamış olsa dahi 3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinin amir hükmü uyarınca 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl içerisinde davalı belediyece, ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle taşınmaz bedeli ödenmelidir.
Açıklanan nedenlerle, el atmadan arta kalan bu nitelikteki kısımların bedelinin de davalı ….. Belediye Başkanlığından tahsiline karar verilmemesi,
3. Taşınmazın el atılmayan ve imar planında konut alanında kalan Fen Bilirkişisinin krokili raporunda (E) harfi ile gösterilen bölümün önceden de yolu bulunduğundan, değer artışı olmayacağı gözetilmeden değer artışının varlığının kabulü ile eksik bedele hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının hazineye irat kaydedilmesine 22.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi.

 

T.C.

YARGITAY

5. HUKUK DAİRESİ

 

 

E. 2008/2713

K. 2010/14786

T. 15.7.2010

• KAMULAŞTIRMASIZ ELATMA ( 09.10.1956 Tarihi İle 04.11.1983 Tarihi Arasındaki Elatmalar İçin Elatmanın Önlenmesi Davası Açılamayacağı - Sadece Tazminat Davası Açılabileceği )

 

 

• ELATMANIN ÖNLENMESİ( Kamulaştırmasız Elatma - 09.10.1956 Tarihi İle 04.11.1983 Tarihi Arasındaki Elatmalar İçin Elatmanın Önlenmesi Davası Açılamayacağı/Sadece Tazminat Davası Açılabileceği )

 

 

2942/m.Geç.6

 

 

 

ÖZET : 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasındaki elatmalar için, elatmanın önlenmesi davası açılamaz. Sadece tazminat davası açılabilir.

 

 

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

 

 

KARAR : Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.

 

 

Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve kal davasının reddine, ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

 

 

Dosyada bulunan delil ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza 1972 yılında elatıldığı anlaşılmaktadır.

 

 

16.05.1956 gün ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, taşınmazına el konulan kişi, elatmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, dilerse kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili davası da açabilir ise de;

 

 

30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. madde uyarınca "09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında malikin rızası olmaksızın taşınmazlara fiili olarak el konulması halinde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya 2. fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası açılabilir" hükmü karşısında, davacıya talebi açıklattırılmak suretiyle yeni düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre;

 

 

SONUÇ : Karar verilmek üzere hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı ve dahili davalıdan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
5. Hukuk Dairesi

E:2007/4817
K:2010/14916
T:19.07.2010

Kamulaştırmasız Elatma
Uzlaşma

Özet
04.11.1983 tarihinden önceki elatmalar nedeniyle açılan bedel davasında, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi gerekir.

2942 s. Yasa m. Geçici 6

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, 20 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden önce elatıldığı anlaşılmaktadır.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. madde ile;
"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak elkonulması sebebiyle, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce
tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılmaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir." hükmü getirilmiş olduğundan, bu düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre;
Karar verilmek üzere hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 19.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU                 
www.neohukuk.net
E. 2007/5-11
K. 2010/541
T. 27.10.2010
• KAMULAŞTIRMASIZ ELATMA ( Usuli Kazanılmış Hakkın Doğmasından Sonra 4.11.1983'den Önce Taşınmazlarına Elkonulanların Hak ve Durumlarını Düzenleyen "Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" Karşısında Usuli Kazanılmış Hakkın Hukukça Değer Taşımayacağı )
• USULİ KAZANILMIŞ HAK ( Doğmasından Sonra O Konuda Yeni Bir Kanun Çıkması Karşısında Yargıtay Bozma İlamına Uyulmuş Olmakla Oluşan Usuli Kazanılmış Hakkın Hukukça Değer Taşımayacağı - Kamulaştırmasız Elatma Nedeniyle Tazminat )
• YARGITAY BOZMA İLAMINA UYULMASI ( Usuli Kazanılmış Hakkın Doğmasından Sonra O Konuda Yeni Bir Kanun Çıkması Karşısında Yargıtay Bozma İlamına Uyulmuş Olmakla Oluşan Usuli Kazanılmış Hakkın Hukukça Değer Taşımayacağı )
• USULİ KAZANILMIŞ HAK MÜESSESESİNE GETİRİLEN İSTİSNALAR ( Hakkın Doğmasından Sonra O Konuda Yeni Bir Kanun Çıkması Karşısında Yargıtay Bozma İlamına Uyulmuş Olmakla Oluşan Usuli Kazanılmış Hakkın Hukukça Değer Taşımayacağı )
• YENİ KANUN ( Usuli Kazanılmış Hakkın Doğmasından Sonra O Konuda Çıkan - Mahkemelerde ve Yargıtay'da Görülmekte Olan Dava ve İşlere Uygulanacağı ve Usuli Kazanılmış Hakkın Gerektirdiği Yönde Değil Yeni Kanun Kapsamında İnceleme Yapılarak Hüküm Verileceği )
4721/m. 705
2942/m. 38, Geç.6
ÖZET : Usuli kazanılmış hak müessesesine, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile bazı istisnalar getirilmiştir. Mahkemenin bozmaya uymasından, eş söyleyişle usuli kazanılmış hakkın doğmasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararının çıkması ya da o konuda yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak, hukukça değer taşımayacaktır. Bir başka ifadeyle, sonradan çıkan yeni kanun veya İçtihadı Birleştirme Kararının, mahkemelerde ve Yargıtay'da görülmekte olan bütün dava ve işlere uygulanması ve usuli kazanılmış hakkın gerektirdiği yönde değil, içtihadı birleştirme ya da kanun kapsamında inceleme yapılarak hüküm verilmesi gerekecektir.
DAVA : Taraflar arasındaki "kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ( Bursa Asliye Yedinci Hukuk Mahkemesi )'nce davanın kabulüne dair verilen 14.10.2004 gün ve 2004/163 E. 2004/542 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay Beşinci Hukuk Dairesi'nin 24.10.2005 gün ve 2005/6234-11358 sayılı ilamı ile;
( ... Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine, mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesinde; idare tarafından kamulaştırmasız elkonulan taşınmazın, fiilen elkoyma tarihinden itibaren 20 yıllık sürenin geçmesi halinde, taşınmazın malik zilyet veya mirasçılarının her türlü dava haklarının düşeceği öngörülmüştür. Söz konusu Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesi hak düşürücü süreyi içermekte olup, bu husus kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, kamu düzenine ilişkin hususlar, tarafların talepleri olmasa bile mahkemece re'sen karara bağlanması zorunludur. Ayrıca kamu düzenine ilişkin hususlarda usuli kazanılmış hak da oluşmaz.
2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesine göre; idarenin elkoyma tarihinden itibaren 20 sene geçmekle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkı düşer. Başka bir anlatımla, mülkiyet bu süre dolmakla elatan idareye geçer. Bu husus 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesindeki "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır" hükmü ile açıklığa kavuşturulmuştur.
Dosyada yapılan incelemede; dava konusu taşınmaza 1976 yılında elatılarak yol haline getirildiği ve elatma tarihinden itibaren, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilme ve dava tarihine kadar 20 seneden fazla süre geçtiğinden, taşınmaz maliki olan davacı tarafın her türlü dava hakkının düştüğü anlaşılmıştır.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi'nce; 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesi iptal edilmiş ise de, Anayasa'nın 153/son maddesi uyarınca; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi uyarınca, Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesinin iptal edilmesinden önceki kazanılmış haklara uygulanması imkanı da bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.05.2005 gün ve 2005/5-288 Esas- 2005/352 sayılı kararında da bu husus benimsenmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir... ),
Gerekçesiyle oyçokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, kamulaştırması elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin, dava konusu taşınmaza davalı idarece 1976 yılında fiilen elatıldığı kabul edilerek "01.08.2002 dava tarihi ile fiilen elkoyma tarihi arasında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesinde öngörülen 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği" gerekçesiyle "davanın reddine" dair verdiği ilk karar; davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire'ce, "Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 04.11.2003 günlü Resmi Gazete'de yayınlanan 10.04.2003 gün ve 2002/112-2003/33 sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu itibarla yerel mahkeme hükmünün yasal dayanağı kalmadığından işin esasına girilerek karar verilmesi gereğine" işaretle bozulmuştur.
Bozmaya uyan yerel mahkemece, kamulaştırmasız elatılan bölüm ve bedeli keşfen belirlendikten sonra "davanın kabulü ile 6.528.470.000 TL tazminatın dava tarihinden geçerli yasal faiziyle davalıdan tahsiline ve elatılan bölümün yol olarak terkinine" karar verilmiştir.
Bu son karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkeme "ilk bozma kararına uyulmakla taraflar yönünden oluşan usuli kazanılmış hakkın, ikinci bozma kararı ile ortadan kaldırılamayacağı; öte yandan Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesini iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı taraflar arasında kesin hüküm halini almamış bulunan eldeki uyuşmazlığa da uygulanması gerektiğinden, dava hakkını 20 yılla sınırlayan yasal engelin ortadan kalktığı" gerekçesiyle direnme kararı vermiş ve davanın kabulüne dair esasa ilişkin hüküm oluşturmuştur.
Öncelikle belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesi'nce verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir ( 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK ).
Bu aşamada, somut olayda olduğu gibi; yerel mahkemece davanın reddine dair verilen ilk hükmün Özel Daire'ce işin esasının incelenmesi gerektiği yönünde bozulmasından sonra bozma ilamına uyulmuş ve bozma gerekçesi yönünde inceleme ve araştırma yapılarak davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Dolayısıyla, yerel mahkemenin direnme gerekçesinde de vurgulandığı üzere, bozma kararına uyulmasıyla, bozma gerekçesi lehine olan davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu ve Yargıtay Dairesi'nin usuli kazanılmış hakka aykırı ikinci bir bozma kararı veremeyeceği her türlü duraksamadan uzaktır.
Ne var ki; usuli kazanılmış hak müessesesine, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile bazı istisnalar getirilmiştir:
Mahkemenin bozmaya uymasından, eş söyleyişle usuli kazanılmış hakkın doğmasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararının çıkması ya da o konuda yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak, hukukça değer taşımayacaktır. Bir başka ifadeyle, sonradan çıkan yeni kanun veya İçtihadı Birleştirme Kararının, mahkemelerde ve Yargıtay'da görülmekte olan bütün dava ve işlere uygulanması ve usuli kazanılmış hakkın gerektirdiği yönde değil, içtihadı birleştirme ya da kanun kapsamında inceleme yapılarak hüküm verilmesi gerekecektir.
Nitekim; yerel mahkemece direnme kararı verilmesinden sonra 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 18.06.2010 tarih ve 5999 sayılı "Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 1. maddesi ile, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na geçici 6. madde eklenmiş; maddenin yan başlığında da belirtildiği üzere, kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle tazmine ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir.
18.06.2010 tarih ve 5999 sayılı "Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrasında, "Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak elkonulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı maddenin 8. fıkrasında, "Bu maddenin tazminata ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız elkoymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır..." denildikten sonra; 9. fıkrasında ise, "Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız elkoymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir" hükmü öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere, artık usuli kazanılmış hakkın gerektirdiği yönde değil, sonradan çıkan ve 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı "Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" çerçevesinde inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği açıktır.
Hal böyle olunca; yerel mahkemece, davacı vekilinin 5999 sayılı Kanun'da öngörülen üç aylık sürede ibraz ettiği 10.08.2010 havale tarihli uzlaşmazlık dilekçesi de gözönünde tutularak; yukarıda açıklanan ve 04.11.1983 tarihinden önce taşınmazlarına kamulaştırmasız elkonulanların hak ve durumlarını düzenleyen 18.06.2010 tarih ve 5999 sayılı "Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. madde hükümleri uyarınca işlem yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Direnme kararı, bu değişik gerekçeyle bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle HUMK'nın 429. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.