İhtiyaç Sebebiyle Tahliye Davası

T.C. YARGITAY

6.Hukuk Dairesi              www.neohukuk.net
Esas:  2011/90
Karar: 2011/1454
Karar Tarihi: 16.02.2011

ÖZET: Davacının başkasına ait bir dairede bedelsiz olarak oturması ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını göstermez. Mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Öte yandan satışta muvazaa iddiasının tahliye davalarında dinlenebilme olanağı da yoktur. Davacı, ölünceye kadar bakma akdi ile iktisap ettiği aynı binadaki dava konusu daireye konut olarak ihtiyacı olduğunu bildirmiştir. Davacının ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

(6570 S. K. m. 7)

Dava Ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava iktisap ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı; davalının kiracı olduğu taşınmazı, konut ihtiyacı nedeniyle 15.05.2008 tarihinde iktisap ettiğini, iktisap olgusunun davalıya 26.05.2008 tarihinde noter ihtarı ile bildirildiğini, davalının yasal süresi içinde konutu tahliye etmediğini belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili ise; ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını, davacının halen annesine ait dairede bedelsiz olarak oturduğunu, tapudaki temlik işleminin tahliyeye yönelik muvazaalı bir işlem olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının dava konusu yeri babasından ölünceye kadar bakma akti ile devraldığı, hali hazırda annesine ait dairede bedelsiz olarak oturduğu, ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

6570 Sayılı Yasanın 7/b ve c maddeleri uyarınca ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak davalarda dava hakkı kural olarak kiralayana aittir. Ancak kiralayan durumunda olmayan malikin de bu davaları açabileceği içtihaden kabul edilmiştir. Kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açılabileceği 6570 Sayılı Yasanın 7/b ve c maddelerinde sınırlı olarak sayılmıştır. Sözü edilen madde hükmüne göre kiralayan veya kiralayan durumunda olmayan malik ancak kendisinin, eşinin ve çocuklarının konut (veya işyeri) ihtiyacı için dava açabilir.

Olayımızda davacının başkasına ait bir taşınmazda bedelsiz olarak oturduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Bir kimse malik olduğu evinde oturma isteği karşısında kendisine ait olmayan başka bir yerde oturmaya zorlanamaz. Davacının başkasına ait bir dairede bedelsiz olarak oturması ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını göstermez. Mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Öte yandan satışta muvazaa iddiasının tahliye davalarında dinlenebilme olanağı da yoktur. Davacı, ölünceye kadar bakma akdi ile iktisap ettiği aynı binadaki dava konusu daireye konut olarak ihtiyacı olduğunu bildirmiştir. Davacının ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, oybirliği ile karar verildi.